|
RıZa BeRKaN GüLeRwrote:
http://img33.imageshack.us/img33/8189/cumarbg.jpg
Yürek nükleer güç merkezidir. Sevdiği zaman sevdigine cennet, sevmediği zaman nefret ettigine cehennem kesilir… insanın kazanılması ne denli büyük bir saadetse kaybedilmesi de o denli korkunç bir felakettir... Bir benimle ne çıkar demeyeceksin, baharın haberini karın altında kışa inat açan kardelenlerin verdiğini unutmayacaksın... Kim var diye sağa sola bakmayacaksın, ben varım diyecek ve yürüyeceksin... önce seveceksin, garazsız ve ivazsız, pazarlıksız, bedelsiz seveceksin, sevginin illeti ölümsüz olacak ki sevgin de ölümsüz olsun. Bir insanın yüreğinin aydınlanmasına vesile olduğunda dünyanın tapusunu sana vermişler gibi sevineceksin. Onu kınamak yerine karanlık yüreğine ışık tutacak, sevgiden oltanı gönül ummanına şefkatle atacaksın... http://img90.imageshack.us/img90/322/muhacrab5.gif Selam ve Dua ile.
2 days ago
|
|
|
Asi Zeynepwrote:
selamün aleyküm allah hepimizin yardımcısı olsun
June 12
|
|
|
burcusu burcuwrote:
Tanınmış gezgin Thomas Cook bir araştırma gezisi sırasında Mas Okyanusu’nun ıssız bir yerinde çığlıklar atan milyonlarca kuşun havada daireler çizerek uçtuğunu gördü.Kulakları sağır edecek denli yüksek sesle çığlıklar atan kuşların kimileri yoruldukça, kendilerini okyanusun dev dalgaları arasına atıyorlardı.Onlar bu son hareketleriyle hayatlarına son veriyorlar, kendilerini okyanusun dalgalarına bırakırken çaresizlikten ölüme teslim oluyorlardı.Bu olaya yalnızca Thomas Cook değil, o bölgedeki balıkçılar da yıllarca şahit olmuşlardı.Kuş bilimcileriyse araştırmalarda göçmen kuşların farklı yönlerden okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfediyorlar, fakat onların birbirlerinin peşi sıra kendilerini ölümün kucağına atmalarının sebebini bir türlü çözemiyorlardı.Gerçek geçtiğimiz yüzyılın ortalarında anlaşıldı.Bu trajik olayın yaşandığı yerde bir zamanlar bir ada vardı.Göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu ada bir deprem sonunda okyanusa gömülmüştü, insanların yok olduğunun farkına bile varamadıkları ada göç yollarının ortasında vazgeçilmez “dinlenme” durağıydı.Kuşlar ilahi bir ilhamla adanın yerini bilmekteydiler ve yıpratıcı, uzun yolculukların arasında biraz dinlenip toparlanabilmek için okyanusun ortasındaki adaya geliyorlardı ama…Olması gereken yerde adayı bulamayınca yorgunluktan bitkin bedenlerini çığlık çığlığı okyanusun sularına bırakmak zorunda kalıyorlardı.Söz “kendini toparlamak” tan açılmışken soralım:Sizin hiç “kendinizi toparlayacağınız” bir adanız oldu mu?Hayatın uzun “göç yollarında” acaba siz de bir yudum taze soluk alabileceğiniz, yolunuzun kalan bölümüne “dinç” olarak devam etmenizi sağlayabileceğiniz bir adaya sahip olabildiniz mi?
Ve ikinci soru; Durup sığınmak ve kendinizi toparlama ihtiyacı duyan kaç dostunuz için siz bir adasınız?
June 10
|
|
|
burcuwrote:
esselamunalykm ben burcu hayırlı tezkıreler :))hayırlı işler yapmamıza ALLAH vesile olsun tum musluman kardeslerımıze allah nasıp eder ınsallah slm alykm
May 19
|
|
|
RıZa BeRKaN GüLeRwrote:
http://img198.imageshack.us/img198/9843/cumatebrigirbg.jpg
إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَىٰ وَيَنْهَىٰ عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ ۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ İnnallâhe ye’muru bil adli vel ihsâni ve îtâi zîl kurbâ ve yenhâ anil fahşâi vel munkeri vel bagy(bagyi), yeizukum leallekum tezekkerûn(tezekkerûne). Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. Nahl 90 Sadakallahülazim / Allah doğru söyledi http://img194.imageshack.us/img194/9748/kuranrbg.jpg Sana bir dua eden olsun... Sen birine dua et.. Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır...... Karanlıkları aydınlatan.... Sana ummadık kapılar açan.... Bilmezsin kimin için ettiğin duadır....... Seni böyle ayakta tutan....... can dostlardır "Dünya çok kısa... Ahiret sonsuz olunca, sonsuzun yanında asırlar bile kısa kalır. Çok kısa küçük hayırcıklar, az bir şey. Asıl hayır ahiret hayrı..." (02. 02. 2001 - Avustralya, Esat Coşan Hocaefendi) "İslâm'a hizmet her Müslümanın görevidir; sadece hocaların, müftülerin, vaizlerin, hafızların değil... Her mü'min, kendi meslek alanında ve kendi eğitim birikim, imkan ve müktesebatı (edindiği bilgiler) miktarınca, elinden geldiği kadar İslâm'a ve Müslümanlara faydalı işler yapmaya çalışmalıdır, bu ağır yükün bir kısmını üzerine almalıdır ki, İslâm payidar olsun, gelişsin, yayılsın, güçlensin. Bunun şerefi, sevabı, mükâfatı çok büyüktür. Rabbim cümlenize bu mazhariyeti (şerefi) nasib eylesin!" (İslam Dergisi, Halil Necatioğlu,. Mart 1998)
May 15
|